Sen zaten yokmuşsun
28 Temmuz 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Sana hiçbir şey söylemek istemiyorum. Bütün sözcükler yetersiz.. Hiçbir şey yazmak istemiyorum. Engin denizlerde kulaç attığım, üstüme gökkuşağını kuşandığım bu aşk yalanmış. Şimdi karanlık sularda boğuluyorum. Gökyüzü kurşun gibi ağır. Ne yana dönsem yalan. Gülüşler yalan, vaatler yalan..İnsanlar yalan. Ben seni mi sevdim..Senin gözlerinle mi baktım dünyaya.. senin ellerinle mi çiçek derledim.. sevinçti, aşktı göğsüme bastım. Kocaman bir yalanı seninle mi yaşadım? Gözlerine baktığım zaman cennet bahçesine geçerdim.. Bir aldatmacaymış, kötü bir rüya.. Kötülüğün bile bir yüzü vardır, bir görünüşü.. ama en beteri buymuş.. bu aldatmaca. Bir masal olsaydın razıydım, bir şiir olsaydın, alır saklardım.Güzel bir yüz kalırdı senden geriye, hoş bir anı.. kimsenin dokunamıyacağı bir tarih. Ama hiçbir şey kalmadı.. Bir yokluğu varsaymışım. Bir HİÇ’e sarılmışım. Çölde serap bile değilsin. Serabın gizli ışığı vardır. Sen ışığı yutan karanlık.. bir kör kuyu.. Ben kör kuyularda kaynak suyu aramışım. Nasıl olsa biterdi bu aşk. Ama unutulmaz bir hatıra, gençliğin en güzel anısı olarak kalsaydı.. Sen hiçbir şeyin değerini bilmedin. Kökün çürük, yaprağın kül, meyvan zehirmiş. Ben seni aşkın yerine koymuş aldanmışım. Kabahat sende değil, ben insan tanımamışım. Sana karşı öfke duymuyorum, kırgın değilim, kızgın değilim.. Çünkü sen zaten yokmuşsun. Asıl kızılacak kişi benim.. Küçücük bir toz tanesini bir mücevher sanmışım. Senin ihanetin bana koymadı..Beni kahreden, beni yokeden, beni bin pişman eden tek şey.. bir aşk yaratmış tek başına yaşamışım. Sen zaten yokmuşsun ki.. senin neyine yanayım?
Devamını oku
Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de
28 Temmuz 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Şimdi sana neden seni yazamayışımı anlatsam…
Anlatabilsem keşke…
Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de…
Ayrılığın bıraktığı hüzün izleri varken içimde, susmayan kalemim; konu sen ve sevgin olunca nasılda susuyor…
Hâlbuki en çıldırmış sevgi satırlarını bırakması lazımken tarihe; sus-pus oluyor…
Seni anlatabilecek kadar güçlü değilim belki de…
Ben en iyisi sana sensizliği anlatayım…
Gözünde ki gülüşü görmeden yaşamak;
Tüm gülüşleri kefene sarmaktır ..!
Varlığını inkâr edip, görmezden gelmek;
Hayatı saymamaktır..!
AKLIMA SEN GELDİN SUSTUM
28 Temmuz 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Seni yazmak istedim bugün. YAZAMADIM. Kalemi elime alınca kelimeler gözümden düşmeye başladı birden. Şuram düğümlendi sanki… Kalemi tutan elimle gözlerimden fotoğrafına düşen kelimeleri silmeye başladım. Erkektim ya yine kimse görmedi ağladığımı. İçerde uyuyan annemden bile gizledim gözlerimden sessizce akan kelimelerimi.
Ağlama sesinin kısıklığında seni düşünmek istedim bugün. DÜŞÜNEMEDİM. Aklıma sen geldin. SUSTUM. Defter aralarında biriktirdiğim kâğıtları çıkardım önce. Hiç okumamıştım sana yazdıklarımı. Anılar gözlerimden kucağıma dökülmeye başladı birden. Siyah beyaz film tazeliğinde yaşadım son anıları. SON diyordu sonunda. Bitti yazıyordu. Işıklar yanıyor herkes ayaklanıyor bense’’devam etmesi gerekiyordu ‘’diyerek izlemeye devam etmek istiyordum ama olmuyordu. Gözlerimden uzaklaşıyor, kokun kayboluyor, bedenin gölgeye dönüşüyordu.
Seni yine unutmak istedim bugün. UNUTAMADIM. Bir yerinden başlayayım artık, daha az acı çekmek için vazgeçeyim dedim. Olmadı. Aklıma sen geldin. SUSTUM. Bir insan unutuluyor belki ama yaşanılan mavi düşler çıkmıyor insanın aklından hiç. Güzel olanı insan unutmak istemezken, güzel olan unutulmak istiyor her seferinde.
Devamını oku
SEN GİTTİN YA!! Uğur Babat
20 Haziran 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
sen gittin ya
şimdi her yer karanlik. varliğinda olan tüm renkler seninle beraber gitti. gökkuşaği dahi sadece
tek rengi gösteriyor , oda gece karanliğinda doğuyor. artik ihtiyac duymuyor güneşe.
yarasalar gibi dolaşiyorum etrafta sessizce. kimseye zarar vermeden kaldirim taşlarina bakarak yürüyorum..elimdeki ucuz biranin tek mezesi şu yalnizlik. daha bi efkarli oluyormuş meğer sensiz içmek.
dinlediğim her şarkida cigaranin dumanini ciğerlerimde hissediyorum artik..
beni bu yaşimda salya sümük ağlatan tek şey meğer neymiş biliyormusun? elini tutabilmek için söylediğim o masum yalan.. el falina çok iyi bakarim demiştimde sen hemen avuçlarini açip bana teslim ettmiştin ya o an sanki tüm bedeninde avuçlarimin içindeydi. sen anlamadin ama ben çok heyecanlanmiştim. falin bitincede ellerini çektin ya elimden? annesinin elini biraktiği için kaybolan bir çocuk gibi olmuştum..
sen anlamadin ama,
sen giderken tüm kelimelerde arkandan sürüklenerek geldi.bir şey diyemedim sana.içimden attiğim o çiğliklari duymani isterdim. ne olur gitme kallllll diye bağirdim sana sessizce.kulak zarlarini patlataçak o çiğliği yine duyan tek ben oldum .
o parkta saatlerce oturdum senden sonra. babasinin gözleri önünde boğulan bir adamin yaşadiği şoklari yaşattin bana .hangi kelime bu cümleye uyacak bilmiyorum ama sen giderken ben sadece sana bakip tüm beceriksizliğimle ağladim.
Sen Gittin… Ve Zaman Durdu
20 Haziran 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Sen gittin… Gittin ve durdu zaman. Bitti akrep ile yelkovanın yarışı. Sustu, kalbimin ayak sesleri, kesildi nefesim. Akan bir tek sendin gözlerimde, gidişindi. Ve bir de anılarımdı, mavi mavi, gözlerimden… Anılarımı da alıyordun yanına ayak seslerinle, mavi damlalarım kalıyordu bir tek. Ve onlar da akıyordu gözlerimden, ayak seslerinle damla damla…
Sen gittin… Arkana bakmadı gözlerin ve duymadı yok oluşumu kulakların. Gittin… Geride ayak seslerin kaldı ve bir de haylin aklımda. Artık kaldırımlarım sensiz, kaldırımlarım ıslak, kaldırımlarım öksüz. Bir sen vardın hayatımda, gittin… Geride sensizlik kaldı, kaldırımlarım kaldı… Ve bir de ayak seslerin. Sensizlikte Ankara ne kadar büyük, ne kadar çok kaldırım bırakmışsın bana, ne kadar öksüzler ve ne kadar yalnız… Benim gibi… Bırakıp gittiğin gibi…
Bırakıp gittiğin gibi her yer, zaten zaman durmuştu artık, nefes alan da ben değilim, kaldırımlardaki ayak sesi de… Zaman durdu… Kayınca ellerin ellerimden, zaman durdu gözlerin kaçınca uzaklara. Ve sen de kaçtın gözlerin gibi… Bir tek elinin sıcaklığı kaldı ellerimde, ve bir de hayalin aklımda, ve bir de sevgin kalbimde… Sen gittin, ve bir kalbim kaldı ve bir de sevgin kalbimde…
Devamını oku
Son
19 Haziran 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Sen hiç ölmeyi arzuladın mı delicesine. Ben şuan o kadar çok istiyorum ki. Kendimden nefret ediyorum. Peki ya ben kendimden böylesine nefret ederken kim sevebilir beni? Dur ben cevaplıyayım: HİÇKİMSE!!!
Zaten hiç kimse sevmedi ki sadece ufak bi oyunla kandırdılar beni en acımasız duygularıyla.
Sevdiklerini söyleyen maskelilerle hiç karşılaşmadın mı sen? Hadi ama yalan söyleme bana. O kadar çok karşılaştın ki sahte gülücükler sahte laflar sahte öpücükler sahte sahte sahte herşey herkes tıpkı senin gibi şimdi herşey…
Heryerde sen varsın ama aslında yoksun!
Heran sen gözyaşımdasın ama aslında gözyaşımda değil kalbimin en derin yerindesin. Ama YOKsun artık yoksun!!!
Söz vermeyeceğim zamanla alışacağım konusunda…
Çünkü senin gibi sahte değilim…
Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde
23 Mayıs 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde
Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde… Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan… Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki… Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki…
Aşk… ?
Yanıtına sığındığımız bir soru daha…
Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.
Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.
Devamını oku
Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi,
23 Mayıs 2010 Yazan: Bir Garip Yolcu
Kategori: Yazılar
Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir. Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından…
Aşk ilişkidir’ önermesi, “nedir” sorusuna genel bir yanıt olsa da, kendi başına açıklayıcı değil elbette. Bundan dolayı sorular sormak gerek yükleme. Aşk nasıl bir ilişkidir? Aşk neden bir ilişkidir? Bu ilişkiyi diğer insan ilişkilerinden ayırıcı ve ayrıcalıklı kılan nedir? Soruları çoğaltmak mümkün ama, gerek yok şimdilik…
Aşk, düşünsel, duygusal, bedensel boyutuyla, öznenin özne/nesnesini bütünsel anlamda fethetme ve onun tarafından fethedilme isteğine dayanan bir ilişkidir. Öznenin, özne/nesnesiyle buluşamadığı ya da özne/nesnenin idealleştirildiği yerde, gerçek, yaşanan bir aşk yoktur. Ki “platonik aşk” denilen ve giderek hastalıklı bir hal alan bu durumda gerçek bir aşktan değil, saplantılı bir bilinç halinden söz edilebilir yalnızca… Çünkü ortada ilişki yoktur. İlişkinin olmadığı yerde de aşk…
Devamını oku







